18 Ağustos 2010 Çarşamba

tolstoydan inciler

bilgeliğin olduğu yerde fazlaca üzüntü vardır. Çok öğrenmek isteyen kişinin çok acı çekmesi gerekir.

insan bildiği şeyi bilmezden gelemez

yapabildiğin herşeyi iyi yap, çünkü gideceğin cehennemde ne iş ne sanat ne akıl ne de bilgelik var

Gözlerimi, onları bir ke görmüş olan herhangi bir insan gibi, farelerden ve ejderhalardan çeviremezdim

dördüncü çıkış yolu, zayıflık yolu. bunun esası şudur: insan hayatın dert ve saçmalık olduğunu kavradığı halde onu sürdürmeye son vermez. bundan birşey çıkmayacağını bilerek. bu grubun insanları bilirlerki, ölüm hayattan iyidir. ama onlar yanılmaya bir an önce son verip, kendilerini öldürerek akıllıca davranma gücücne sahip olmadıkları için, sanki birşweyler bekliyor gibi yaparlar. bu zayıflığın yoludur. çünkü eğer ben daha iyi olana kendimi vermeyeyim. ben bu gruptayım.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

sevgiliye

seni sevmek?

seni sevmek; yokluğunda bok gibi kalmak demek

öylece durmak, çaresizce beklemek demek



seni sevmek?

seni sevmek; bebek olmak demek,

küçük şımarık, yaramaz bir çocuk olmak demek



seni sevmek?

seni sevmek; gece sırılsıklam uyanmak demek

uyanıp üstüne bi bardak su içmek demek



seni sevmek?

seni sevmek; seni annenden fazla sevmek demek

severken bile incitmemeye çalışmak demek



seni sevmek?

seni sevmek; zora katlanmak demek,

zora inat, inadına sevmek demek



seni sevmek?

seni sevmek; kavga etmek demek,

bağırmak, ama sonunda hep barışmak demek



seni sevmek?

seni sevmek; bi yere bağlanmak demek

bağlanıp bulunduğun yere kök salmak demek



seni sevmek?

seni sevmek; herşeyi unutmak demek

unuturken kötü olan herşeye sünger çekmek demek



seni sevmek?

seni sevmek; pazar stresini unutmak demek

unuturken pazar 97' yi bile gülerek izlemek demek



seni sevmek?

seni sevmek hep sevigili kalabilmek demek

evliyken bile şaşırıp sevgilim diyebilmek demek


seni sevmek?

seni sevmek ateşten gömlek giymek demek

giymekten hiç bıkmadığım, üstümden çıkarmadığım



seni sevmek?

seni sevmek bi tarafını öperken diğer tarafını özlemek demek



seni sevmek?

seni sevmek beni sevdiğine inanmak demek



seni sevmek?

seni sevmek kalemi ,defteri yeniden elime almak demek

Ölüm

kötülerde ölür demişti.

kötülerde ölür, hemde tüm kötülükleriyle

başlarsın sonra güzellikleri düşünmeye

bir de bakmışsınki en kötüsü ölüm

gerisi hayatmış

Uzak

orda kaldın


bi bu kadar daha orda

bu kadar yakın, o kadar uzak

sana yakın, bana uzak

içim karınca yuvası gibi

içim karınca yuvası gibi, delik deşik. tam olarak hangi sınıfa giriyor onu bilmiyorum ruh halim
-Şükretmemek
-Ne istediğini bilmemek
-gerçekten, düşündüğüm ruh halinde olmak

ya...

Ya yaşanmazsa, o zaman ne olacak peki? Sadece şimdiki yaşanmışlıklarla, koca bir ömür geçebilecekmi? yetebilecekmi? Bu beyin yorgunluğa, sorgulamalara, pişmanlıklara dayabilecekmi? dayansa bile bunu ne için yapcak? değebilecek ne için? iyi bir insan olmak? erdemlilik? çizgiyi bozmamak? Neden bahsediyorum allah aşkına, koca bir hayatın içine ederken kim takardı bunları. heee! tabi ya! nasıl da unuttum: Misyon. O yüce salak saçması, kendi kendine kıçından uydurulmuş, biçilmiş rol;misyon. İnsanları hayal kırıklığına uğratmayan, sürekli doğru olanı yapan, erdemlilik ustası, en yüce erdem kişilik ya da en azından tüm bunların böyle olduğuna inanan aptal kafa, nasıl kıyardı bu misyona